skip to Main Content

Tıbbi adı inkontinans olarak tabir edilen bu durum, işeme kontrolünün iradi kaybıdır ve genellikle irade dışı idrar sızıntısı olarak gözlenir. Bu durum, hayvanların yattıkları bölgeleri ıslattıkları zaman fark edilir.
Nedenleri arasında işeme kontrolü ile ilişkili nöroreseptörlerin, periferal sinirlerin vb. kopmasıyla idrar depolanmasının kesilebilmesi söylenebilir. Doğuştan (kongenital) varolan omurilik lezyonları veya lumbosakral disk hastalığı, travma sonucu oluşan kırık ve çıkıklar; dış baskılara zayıf direnç gösteren gevşek, gergin idrar kesesi oluşumuna neden olabilir. Serebral işeme merkezinin lezyonları idrar boşaltımının baskılanmasını ve istem dışı kontrolünü engeller ve idrar sızmalarına neden olur. Bunların dışında özellikle köpeklerde kısırlaştırılmalardan sonra bu durum sıklıkla gözlenebilir.
Nedenine bağlı olmakla birlikte tedavisi cerrahi olabildiği gibi, idrar kaçırmanın altında yatan neden bir idrar yolları enfeksiyonu da olabilir. Eğer Veteriner Hekim konsültasyonunda hastalık nedeni idrar yolları enfeksiyonu, sistit vb. ise ilaçla tedavisine yönelmek doğru bir çözüm olur.

Profesyonel kedi mamaları, özellikle de Premium (birinci kalite) mamalar yüksek oranda protein içeriğinden dolayı daha lezzetlidirler. Bu durum köpeklerin iştahını kabartır ve doğal olarak kedi mamasına yöneltir. Genç hayvanlar ve protein alerjisi olmayan köpekler için çok fazla önemi olmamakla birlikte, özellikle belirli yaşın üzerindeki hayvanlarda kalp ve böbrek gibi hayati organ hastalıkları bulunanlarda zararlı olabilir. Aşırı tüketimlerinde protein alerjisine yol açıp deri hastalıklarına zemin hazırlayabilir. Bu gibi durumlarda kedi mamalarının köpek tarafından yenmesi, bir şekilde engellenmelidir. Köpekler öğünle beslendikleri için mamanın, sizin kontrolünüzde verilmesi en doğru çözümdür.

Kedi ve köpeklerinizin ilk aşıları tamamlandıktan sonra bu hayvanlar genellikle spesifik enfeksiyon hastalıklarına karşı bağışık olurlar. Her yıl periyodik aşılanmalarıyla birlikte veteriner kontrolü de esastır. Bakım ve beslenmeyle ilişkili olmakla birlikte ortalama birlikte ortalama 5-6 yaşlardan itibaren bu canlılarda böbrek, kalp ve karaciğer hastalıkları sıklıkla görülmeye başlar. Bu yaşlarda başlayan “genel sağlık kontrolleri” hayvanlarınızın daha uzun süreli ve sağlıklı yaşamasına yardımcı olur. Herhangi bir ilacı devamlı kullanmayan bu yaşlardan itibaren 6 aylık periyotlarla genel kontrolden geçmeleri yerinde olur. Bu kontroller, belirli bir organı ya da sistemi hedefleyebildiği gibi tüm hayati organları hedefleyen kontroller şeklinde de yapılabilir.

Gebe olduğundan emin olunan kedi ve köpeklerde genellikle ilk fark edilen belirti, doğuma 48 saat kala başlayan iştahsızlıktır. Ev ortamında yapılamayan ancak hekim kontrolünde yapılabilen vücut ısısı ölçümü de kayda değer ipucu verir. Vücut ısıları doğuma yakın düşer. Bu da bir derece civarındadır. Memelerin hacmi doğumdan önceki bir hafta sırasında tam gelişimine ulaşır. Karın şişkinliği ve genital organlardaki şişkinlikler ayrıca fark edilebilen belirtilerdir. Bunlara ilaveten huzursuzluk, kuytu yerleri arama gibi davranış değişiklikleri de dikkatli bir gözlemi gerektirmeyecek kadar belirgin davranışlardır. Vulvadan sümüksü bir akıntının gelmesi ise doğumun başlamasının işareti olarak sayılabilir.
Pet sahibinin alacağı önlemlerin başında kedi ve köpeği sessiz, sakin ve gözlerden uzak bir ortama alması; onu huzursuz edecek davranışlardan titizlikle uzaklaşması gelir. Sümüksü akıntının başlaması doğumun ilk işaretidir. Daha sonra gelişen kanlı yeşilimsi akıntının görülmesinin ardından yavru hala doğmamış ise acilen Veteriner Hekim’inize müracaat etmelisiniz. Unutulmamalıdır ki doğum başladıktan itibaren 24 saati geçen durumlarda içerideki yavru veya yavrular, hayati tehlikeye girebileceği gibi, anne için de büyük bir risk söz konusudur.

Sokak kedileri birçok bakteriyel, viral kökenli enfeksiyöz, bulaşıcı ve paraziter hastalığa yakalanmış olabilir. Evinizdeki kediniz her ne kadar rutin aşılamaları yapılmış olsa dahi bu hastalıklara predispoze olabilir, bağışıklık sistemlerinde defektler bulunabilir, dolayısıyla da hastalıklara karşı korumasız olabilirler. Kedilerin immün yetmezlik virüsü gibi birçok etken evdeki kedinize de bulaşabilir. Önlem olarak bir arada yaşamalarını engellemek yerinde bir davranıştır. Kuşkusuz evde yaşayan kedilerimizi mümkün olduğunca sokaktan uzak tutmak onların olası enfeksiyöz ve paraziter hastalıklara karşı karşıya gelme ihtimalini azaltacaktır. Evdeki kedimiz enfeksiyon hastalıklara karşı aşılanmış, antiparaziter mücadele normal aralıklarla yapılmış dahi olsa bir arada bulunmalarından doğacak riskler her zaman söz konusudur.

Piyasada bulunan ticari mamaların özellikle Premium (birinci kalite) olanlarıyla beslenen kedi ve köpeklerde eğer herhangi bir mineral veya vitamin eksikliği belirtisi yoksa bunlara ek bir vitamin takviyesi genellikle gereksiz olmakla birlikte, kedi – köpeklerin durumlarına göre bazen zararlı da olabilir. Örneğin kalsiyum fosfor oranı belirli düzeyde olan mamaları yiyen kedi – köpeklere özellikle de gelişme döneminde ayrıca kalsiyum verilmesi, kalsiyum – fosfor oranını bozacak ve dolayısıyla raşitizmi daha ileri boyutlara taşıyabilecektir. Ancak Veteriner Hekim’in kararıyla bazı ek vitamin ve mineral maddeler verilebilir.

12.05.2006 tarihli 5199 sayılı “ Hayvanları Koruma Kanunu’nun” 10. Maddesinde kedi – köpek sahiplerinin sorumlulukları açıkça belirtilmiştir. Yasa gereğince birçok yerel yönetim de bu yasayı gerekçe göstererek Meclis kararlarıyla mikroçip taktırmayı zorunlu getirmiştir. Bu çipler vücuda herhangi bir zararı olmayan, deri altına steril şekilde enjekte edilen maddeler olup, barkot okuyucularla petimizin tanınmasına imkan vermektedir. Ayrıca bir başka soruda ayrıntılı cevabını bulacağınız gibi birçok yurt dışı seyahatlerde de mikroçip taktırma zorunluluğu vardır.

Birçok ülkenin prosedürü değişik olmakla birlikte özellikle Avrupa Birliği ülkelerine girişte şu prosedür aranmaktadır;
Buna göre kedi ve köpeğinizin;
1- Mikroçip taşıyor olması,
2- Kuduz aşısının yapılmış olması,
3- Kuduz aşısından en az bir ay sonra “Kuduz Titre Testi’nden” geçmiş olması,
4- Kan testi için kan alınma gününden itibaren üç ay Türkiye’de kalması,
5- Avrupa Birliği Pet Sağlık Formu’nun hazırlanması gerekmektedir.

Evde beslenen kedilerimizde altlıklar yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu altıklar esas olarak kum yapısındadırlar. Doğal kum yapısında olan bu altlıklar elbette zararsızdır. Kum kullanımı kedinizin idrar ve gaita yapıp yapmadığını sizlerin kontrol edebilmesi için de uygun altlıklardır. Son yıllarda idrar ile belirli bir renge boyanan kumlardan yola çıkarak belirli hastalıklardan şüphe edileceği üzere üretilen kumlar da piyasaya çıkarılmıştır. Ancak bu özellikleri tıbben tartışmalıdır. Kedi kumu alırken bu kumların anti bakteriyel, toksik olmayan, kedinin vücudunda alerjik oluşturmayan, uzun süreli kullanılabilir, idrar kokusunu elimine edici, kaptan kolay temizlenebilir, toz çıkartmayan özelliklerde olmasına dikkat edilmelidir.

Kedi yavrularında süt dişleri bazıları (molar dişler sadece kalıcıdır) eksik olarak genellikle ilk haftada tamamlanır. Kalıcı dişler ise 5 ayda tamamlanır.

Köpek yavrularında süt dişleri bazıları (molar dişler sadece kalıcıdır) eksik olarak genellikle 12 haftada tamamlanır. Kalıcı dişler ise 5-7. ayda tamamlanır.

Ülkemizde küçük dostlarımıza hizmet veren irili ufaklı çok sayıda konaklama yerleri bulunmaktadır. Buraları genellikle tek bölümlük yer olup, kullanıma uygun yerlerdir.
Kedi ve köpeğinizi bu mekanlara bırakmadan önce psikolojik olarak onları sizden ayrılmaya alıştırmanız, daha sonra çıkacak bazı sorunlardan etkilenmemesi için yararlı olur.
Kuşkusuz yine bu yerlere bırakmadan önce dostlarımızın rutin aşılanmalarından, antiparaziter tedavilerinden emin olmak için Veteriner Hekim’inize danışmalısınız. Varsa eksik olanları tamamlatmalısınız.
Ayrıca varsa hastalıklarını devamlı kullanmak zorunda oldukları ilaçları ve alışkın oldukları mamaları pansiyon yetkilisine bildirmeli; tuvalet alışkanlıkları dahil her türlü davranışlarını ayrıntılı olarak sorumlulara anlatmalısınız. Onların bu bilgileri not ettiklerinden emin olmanız yerinde bir davranış olur. Elbette bu gibi yerlere bırakmadan önce en başta, bu pansiyonlar hakkında titiz bir ön araştırma yapmak, ayrıca uyulması gerekli bir tedbir olmalıdır.

Tıbbi adı kaprofaji olarak bilinen bu alışkanlık, kuşkusuz istenmeyen bir davranıştır. Gıda dışı yabancı cisimlerin yenilmesi, hayvanlarda sindirim bozukluklarına yol açabilir. Sindirim kanalında tıkanıklıklara neden olup, kusma ve kabızlık gibi belirtilerin kaynağı olabilir. Batıcı, kesici nitelikte gıda dışı cisimlerin yutulması sırasında da kanamalar, yırtılma ve yaralanmalar gelişebilir. Bu kötü alışkanlık bazı mineral maddelerin eksikliğine ilişkin olabildiği gibi, sahibinin yanlış davranışlarından da kaynaklanabilir. Köpeklerde birçok neden hayvanı kendi dışkısını yemeğe yöneltebilir. İyi sindirilemeyen köpek dışkılarındaki gıdaların kokuları da köpekleri cezbedebilir. Bazı köpek sahipleri; eğer köpek, dışkısını sahibinin kontrolü altında yapmıyor ve kulübe gibi yerlerde yapıyor ise köpeğin yanında dışkısı bulunmadığı zaman onu cezalandırmaya yönelir; ağzını koklayıp, köpeğin burnunu dışkının içine sokmak gibi cezalandırma yöntemlerine başvurursa, bu davranış köpeği daha da teşvik edici olabilir. Sahibinin ilgisini bu yolla çekebildiğine inanan köpekler bunu bir oyunun başlangıcı olarak da algılayabilirler. Bu gibi yöntemlerden uzak durmak, mümkünse görmemiş gibi davranmak daha doğru olur.
Kaprofaji önemli bir problem olup Veteriner Hekim’e başvurmanızı gerektirir. Özellikle mineral yetmezlik durumlarında ilaçla tedavisi mümkündür.

Sokak köpekleri birçok enfeksiyöz ve paraziter hastalığı bünyelerinde barındırabilirler. Evde beslediğimiz köpeklerin elbette sokak köpekleriyle bir arada bulunmaları onların sağlıkları açısından sakıncalıdır. Bazı köpek sahipleri özellikle erkek köpeklerinin rahatlamaları açısından dişi sokak köpekleriyle çiftleşmelerine göz yummakta, hatta teşvik edebilmektedirler. Oysa bu durum son derece riskli olup, çiftleşme sonucu sokak köpeğinden veneral tümör (T.V.T) bulaşabilme sonucunu doğurabilmektedir. Cinsel organlarda gelişen bu tümörler, genellikle iyi huylu olup, kemoterapiye cevap verseler de, şiddetli kanamalara neden olup, köpeğin sağlığı üzerinde olumsuz etkiye yol açabilirler.

Eğer bu, kanamayla da seyreden sistit benzeri hastalık semptomu değil de sırf idrar püskürtme hali ise kedilere özgü içgüdüsel bir davranıştır. Her cinsiyette görülen bu davranış şekline daha çok erkek kedilerde rastlanır. Evinizin birçok yerinde, kapı ve pencere kenarlarına, dikey bölgelere kediler idrarlarını püskürtürler. Kapı ve pencere kenarlarına idrar püskürtmek, evin dışındaki kedilere orada olduğunu belirtmek içindir. Daha da generalize idrar püskürtmek ise evdeki diğer kediye cevap göstergesidir. Evdeki yeni mobilya veya torbaların üzerine idrar püskürtme ise daha çok yeni uyarıcıya cevap uyandırmasıyla ilişkili koku işaretini gösterir. Elbiseler ve yatağa idrar püskürtmek özel insanlar veya konuklar için olabilir.
Bu davranışlar, kedilerin seksüel olgunluğa erişmesiyle başlar. Erkeklerde her zaman, dişilerde ise daha çok kızgınlık dönemlerinde daha yaygın şekilde gözlenir.
Buna karşı önlem olarak erkek ve dişilerin kısırlaştırılması %90-95 oranında başarı sağlar. Sokak kedilerine karşı cevap niteliğindeki idrar püskürtmelerini engellemek ise dışarıdaki kedileri görmelerini ve koku almalarını önlemekle bir ölçüde mümkün olabilir. Ancak bütün bu önlemlere rağmen bu davranışı tamamen %100 oranında engellemek her zaman mümkün olmayabilir.

Genellikle ticari nedenlerden dolayı insanlar tarafından erken dönemde ve aniden sütten kesmeler, kedi ve köpeklerde ileride yaşanacak önemli problemlere yol açar. Bunların başında anne sütünden yavruya geçecek immun kolostral antikorların yetersizliğine ve dolayısıyla enfeksiyöz hastalıklara karşı yavruların savunmasız durumda kalmasına yol açar. Bunun yanı sıra bazı kongenital (doğuştan) kusurların ortaya çıkmasına, alimenter bozukluklara neden olur. Ayrıca yavrularımızda sosyalleşme problemlerinin gelişmesine neden olur.
Bu nedenlerden dolayı kedi ve köpek yavrularının sütten kesilmesi aniden olmamalı; yavaş yavaş ve giderek artan şekilde esas maddesi süt olan gıdalar, azar azar kıyma parçaları, iyi pişmiş tahıllar yedirerek veya hazır mamalar vererek sütten kesilmeyi tedrici bir şekilde ve 3-6. Haftadan itibaren yapmak gerekir. Ayrıca bu dönemde mineral maddeler vermeyi de ihmal etmemeliyiz.
Şunu da unutmamak gerekir ki, erken sütten kesilmeler annede de başta meme hastalıkları olmak üzere bazı problemlere yol açar.
Bütün bu durumlara yol açmamak ve ileride oluşabilecek problemlerden sakınmak için Veteriner Hekiminiz ile petinizin gebe kalışından itibaren sıkı temas halinde bulunmanız, sağlıklı yavruların yetişmesinin ve annede problemler yaşanmamasının temelini oluşturacaktır.

Yeni pet edinirken mutlaka birçok önlem almalıyız. Bununla birlikte, yeni alınan yavrunun sağlıklı olması, sütten kesilmiş olması ve dolayısıyla hazır mamaya geçmiş olması esastır. Bunun yanında yavru, eğer ticari kuruluşlardan (pet shop vb.) edinilmişse, ilk aşısının yapılmış olması da tercih nedeni olmalıdır. Soy kütüğünün bulunup bulunmaması ise, ileride doğacak kalıtsal problemlerin bir ölçüde önüne geçmek için önemlidir.
Bu nedenle yeni yavruları 8-10 haftalık iken edinmek doğru bir yaklaşımdır. Daha da ileri yaşlardaki yavrular ise, sahibine zor alışmak, eğitilememe, yerini yadırgama gibi bazı sosyalleşme problemlerine de yol açabilir.
Ayrıca kedi- köpek edinirken, eğer ticari kuruluşlardan alınıyorsa, mutlaka güvendiğiniz Veteriner Kliniği’nin hakemliğine başvurmak, satıcı- alıcı açısından sonradan oluşabilecek muhtemel sorunların önüne geçmek bakımından doğru bir tutumdur. Çünkü birçok hayvan sahibi, pet edindikten sonra bazı istenmeyen deneyimler yaşamaktadır. Ülkemizde ne yazık ki henüz “tüketiciyi koruma” hakları bu tarz durumlarda geçerli sayılmamaktadır. Avrupa Birliği ülkelerinin birçoğunda “satın alındıktan sonra bir ay geçse dahi herhangi bir enfeksiyon hastalığı çıkan köpek ve kediler” geri verilebilmektedir ve bu durum yasalarıyla da teminat altına alınmıştır.

Köpekler özellikle de kediler zaman zaman kendilerini temizlemek amacıyla vücutlarının birçok yerini yaladıkları gibi genital bölgelerini de yalarlar. Bu patolojik bir durum değil, tamamen fizyolojik-içgüdüsel bir davranıştır. Ancak bu bölgeleri sıklıkla yalayıp, bazen de kaşımaları veya tırmalamaları vücutta alerjik bazı hastalıkların var olabileceğinin göstergesi olabileceği gibi, özellikle kedilerde yaygın olarak gözlenen idrar yollarında tıkanıklık (taş, kum) ihtimalini akla getirmelidir. Bu durumdaki kedilerin, sık sık işeme pozisyonu alıp, idrarını yapamadıkları, ya da damla damla yaptıkları gözlenir. Eğer bu belirtilerin yanında idrarın renginde de bulanıklık görülürse mutlaka Veteriner Hekim’e başvurmalısınız. Bu duruma gelmeden önce hayvan sahipleri, ev hayvanlarının idrar ve dışkılama durumlarını titizlikle gözlemeli, normalden aykırı bir davranışlarını gördüklerinde hekimle temas kurmalıdırlar.
Köpeğim evde devamlı havlıyor, ne yapmalıyım?
Havlamak köpeklerin en doğal davranışıdır. Seslenme biçimidir. Hiç havlamayan köpekte de bir sorun var demektir. Bazı köpek ırklarında havlama daha çok gözlenebilir. Ancak evlerimizde bulunan köpeklerin devamlı olarak havlamaları da hiç arzu edilmeyen, özellikle apartman yaşamında sorun oluşturan önemli bir problemdir.
Bu tarz devamlı havlayan köpeklerde hiç fark edilmeyen hastalıklar bulunabileceği gibi, birçok psiko-sosyal neden ve rahatsızlık da olabilir. Bunların başında sahibinin evde bulunmaması, sahibiyle oyun oynama isteği, çevrede heyecan verici, uyarıcı etkenler gibi havlamayı tetikleyici unsurlar bulunabilir. Genç yaşlarda alınan profesyonel eğitimler bu tarz sorunları başlamadan önleyebilir. Köpekleri devamlı havlamaya iten nedenlerin başında kuşkusuz yeterince beslenememe, dışarıda gezdirilmeme, yeterince egzersiz yapmamış olmaları, bakım ve beslenme hataları gibi nedenler olabildiği gibi, idrar ve dışkılama problemleri şeklinde patolojik nedenler de gelebilir. Köpeklerin yerlerini yadırgamaları da gözlenen nedenlerdendir. Bazen de davranış bozukluğu esas neden olabilir. Bu gibi durumlarda mutlaka Veteriner Hekim’e başvurmanız gerekir.

Diş taşları (tartarlar) bir hastalık değil, diş plaklarında mineral birikmesi olayıdır. İçlerinde bakterileri de barındırıp, diş çürümelerine , diş eti iltihaplanmalarına ve kötü ağız kokusuna neden olurlar. Pürtüklenmiş diş yüzeyleri de taş birikmesini tetikler. Ayrıca kedi ve köpeklerin devamlı yumuşak gıdalarla beslenmeleri de diş taşlarının oluşmasının altında yatan nedenlerden sayılabilir.
Önlem olarak kedi ve köpeklerinizin dişlerini onlara özgü diş macunları ve diş fırçaları ile fırçalamayı alışkanlık haline getirmeli, ağız ve diş temizliğine dikkat etmelisiniz. Kuru mamalarla beslemeye özen göstermeli, yapay kemikler vererek dişlerinin kendileri tarafından temizlenmesine yardımcı olmalısınız. Piyasada diş taşını bir ölçüde önleyebilen mamalar da bulunmaktadır. Bütün bunlar diş taşlarının oluşmasını önlemek içindir. Diş taşları oluştuktan sonra bu önlemler etkili olmazlar. Anestezi altında diş temizliği için Veteriner Hekim’e götürmelisiniz.

Doğada bulunan bütün memelilerin gebelik süreleri farklıdır. Kedi ve köpeklerde gebelik süreleri birbirine yakın olup, köpeklerde ortalama 57-63 gün, kedilerde ise 58-62 gün dolayındadır. Kızgınlık periyotları ise bakım ve beslenmeyle değişmekle birlikte, normalde köpeklerde yılda 2 defa 12-20 gün arasındadır. Kedilerde ise senede 2-4 defaya çıkabilen kızgınlık periyotlarının süresi, köpeklerinki gibi 12-20 gündür.
Köpeğime en erken kaç aylıkken eğitim aldırmalıyım?
Köpeklerde anatomik, fizyolojik ve mental özellikler bakımından tam gelişme ancak 6. ayda tamamlanmaktadır. Algılama ve zihinsel yeterlilikte esas olarak 6. aydan itibaren tam şekillenmiş olmaktadır. Bu sebeplerden ötürü köpeklerin temel eğitiminin bu yaşlarda başlaması daha doğru olmaktadır. Bu yaşlarda verilen eğitimden daha verimli sonuçlar alınmaktadır. Ancak bazı otoriteler köpek eğitimine aşı programı tamamlanır tamamlanmaz başlanabileceğini ileri sürmektedirler. Böylelikle eğitime 6. aydan itibaren başlanabileceği görüşü bu otoritelerce terk edilmektedir.

Köpeklerde anatomik, fizyolojik ve mental özellikler bakımından tam gelişme ancak 6. ayda tamamlanmaktadır. Algılama ve zihinsel yeterlilikte esas olarak 6. aydan itibaren tam şekillenmiş olmaktadır. Bu sebeplerden ötürü köpeklerin temel eğitiminin bu yaşlarda başlaması daha doğru olmaktadır. Bu yaşlarda verilen eğitimden daha verimli sonuçlar alınmaktadır. Ancak bazı otoriteler köpek eğitimine aşı programı tamamlanır tamamlanmaz başlanabileceğini ileri sürmektedirler. Böylelikle eğitime 6. aydan itibaren başlanabileceği görüşü bu otoritelerce terk edilmektedir.

Köpeğinizi özenle eğitip, tuvalet alışkanlığını öğrettiğiniz; tuvalet ihtiyaçlarını giderdiğiniz ve düzenli gezdirdiğiniz halde yine de bu durum meydana gelebilir. Bu durum ne korku ne de bir eğitim sorunudur. Bu daha çok, köpeklerin doğal davranışlarından kaynaklanmaktadır. Bu tür itaatkarlık adına idrar kaçırma, hiç arzu edilmeyen, istenmeyen bir durum olmasına rağmen köpeklerin normal bir davranışıdır.
Köpekler ve kurtlar doğal yaşamlarında dominant (baskın) hiyerarşiye göre kurulu gruplar halinde yaşayan hayvanlardır. Kendi aralarında uyum sağlamak için vücut dili kullanırlar. Köpeğinizin önünüzde çömelip, idrar yapması size (sahibine) itaatkar olduğunun bir göstergesidir. Bu gibi davranışların önüne geçmek, olmasına meydan vermemek, sizin davranışlarınızla bir ölçüde mümkün olabilir. Her şeyden önce bu gibi durumlarda cezalandırmak, kızmak, onu bu davranışından vazgeçirmez, hatta bazen teşvik edici bir unsur olabilir. Köpek bunu bir oyun başlangıcı sayabilir. Böylesi durumlarda mümkün olursa oyuncağını dışarı fırlatmak, hemen dışarıya çıkarmak vb. tedbirler yararlı olabilir.

Kediler; köpeklere oranla daha çok karnivor (etobur) özelliktedirler. Kediler; taurin, linoleik asit vb. aminoasit ve yağ asidi gereksinimlerini ancak hayvansal orijinli gıdalardan karşılayabilirler. Bu nedenle ev yemeği ile beslemede hayvansal kökenli gıda tüketimine dikkat edilmelidir. Sunumu kolay, besleyici ve kontrollü gıda tüketimi hazır mamalar verilerek daha kolay ve sağlıklı olur. Bu mamaların ne miktarda verileceği kedinin vücut ağırlığına göre hesaplanır. Kedinizin iskelet yapısına oranla kas ve yağ doku birikimi Veteriner Hekim’in kontrolü ile değerlendirilerek, verilecek mama miktarında azalma veya arttırma yapılmasına karar verilir. Günlük mama miktarı ambalajda belirtilen vücut ağırlığına karşılık gelen dozajda mama kabına konur. Başka bir kaba ise yeteri kadar temiz su konulur. Bu mama miktarı öğüne bağlı kalmadan serbest olarak kediniz tarafından tüketilir. Kedilerde öğün mefhumu yoktur.
Kedim çok tüy döküyor. Bunu azaltacak bir ilaç var mı? Kedi tüyü kist yapar mı?
Kedilerde tüy dökülmesi mevsim değişikliklerine bağlı olarak yılda bir veya iki kez oluşur. Vitamin eksikliği, mantar hastalığı, uyuz enfestasyonu, alerjik dermatitler gibi deri hastalıkları da lokal veya genel tüy dökülmelerine neden olabilir. Yeterli ve düzenli fırçalamamaya bağlı olarak da tüy dökülmeleri ve kıl örtüsünde topaklanmalar oluşabilir. Bakım ve beslenme hatalarının neden olduğu aşırı tüy dökülmeleri olabilir.
Tüylerin her gün veya gün aşırı düzenli ve uygun fırçalarla taranması gereklidir. Tüy gelişimini destekleyen vitamin takviyeleri de faydalı olabilir. Hastalık durumları için Veteriner Hekim kontrolü ve sebebe yönelik tedavi yapılması gerekir.
Kedi tüyü insanlarda alerjik hastalıklara neden olabilir. Kist oluşumunun nedeni kedi tüyü değildir. Eğer parazit mücadelesi yapılmamışsa, kedinizdeki tenya larvaları tüylere bulaşırsa , kist oluşumu gündeme gelebilir. Kedilerden insana bulaşan tenya multiocularis, yaban kedilerinden insanlara bulaşabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Back To Top